
Kendini gaza getirmek ne zordur. Birini gaza getirmek de zordur. Tok bir adama çorba içirmek kadar afaki bir hevestir. Yaptığın her numara onun tokluk duygusuna çarpıp yere düşer. Tüm empati çabaların açlığı unutmuş dürtülerinin etrafında gezinip kaybolur. Süslü cümleler sanatının iflas ettiği bir örnektir. Gaza getirmeye çalışırken kendi kaçan gazını seyredip kalırsın.
Kendini gaza nasıl getireceksin var mı bir numarası. İçindeki tok adamı tuvalete kapatıp acıkmasını mı bekleyeceksin. Karnındaki şişkinlik, düşerken kafanı çarptığın tümsek gibi gelmemesi için, kendi kirlilerini mi karıştıracaksın? Karışık işler bunlar. Ruh gaza gaz vermeden oyun başlamaz gibi.
Hazırsındır rüzgarına yükseklerin. Kabının şeklini almak için cevherin elindedir, erimiştir ısısından ateşin. Kırbacını bu defa kendi sırtında denersin tek vuruşluk. Ruh kamçıyı tutan ele bakmadan fırlar uykusundan…
Ama gömmüşsen cevherini boş mezarına ölmeden. Bilmeden ne kapıları kırarsın zindanlarında. Dimdik çıkarsın kendinden. Avuçlarında okyanus seni bekler karşılamaya önden gelenler. Bir çocuğun oyuna dirençsizliği vardır yüzünde, taze bir merak, burnuna gelen aromalı kokular.
Bir de aşk yeni bir sen yarattığın ruhta yeşeren. Anlatması uzun ama söylemesi güzel…
Facebook'ta Paylaş